TBMM'de kabul edilen Paris İklim Anlaşması'na ilişkin kanun Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi

Paris İklim Anlaşması tüm partilerin oybirliğiyle Mecliste kabul edildi. Paris Anlaşması, 2015'teki 21. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı'nda (COP21) üzerinde anlaşma sağlanan en kapsamlı iklim anlaşması olarak biliniyor.

Paris Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, tüm partilerin oy birliği ile 353 kabul oyuyla Meclis Genel Kurulu'nda kabul edildi. Türkiye'nin, Paris İklim Anlaşması'na taraf olmak için hazırlanan kanun teklifi bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.  

Türkiye'nin Paris Anlaşması kapsamındaki hedefleri
Türkiye, 2015'te BM Sekretaryası'na sunduğu ulusal katkı beyanı çerçevesinde emisyon artışını 2030 itibarıyla yüzde 21 azaltma taahhüdünde bulundu.

Meclis'te anlaşmanın onaylanmasına ilişkin karar, BM Sekretaryası'na iletilecek ve Türkiye anlaşmaya taraf olacak.
Anlaşmanın onaylanmasıyla Türkiye için iklim değişikliğiyle mücadelede hedef ve politikaların belirleneceği yeni bir döneme girilecek.

Anlaşmanın öne çıkan maddeleri şöyle sıralanabilir:

Küresel sıcaklık artışını, 1850-1900 yılları arasındaki "sanayi öncesi döneme" kıyasla 2 dereceyle sınırlamak, mümkünse 1,5 dereceye kadar düşürmek. (Mevcut artışın 1,1-1,2 derece düzeyinde olduğu biliniyor.)
İnsan faaliyetleriyle ortaya çıkan sera gazlarını, 2050- 2100 yılları arasında ağaç, toprak ve okyanusların doğal yollardan sindirebileceği bir noktaya çekmek.
Her ülkenin karbon salımını kesme performansını beş yılda bir değerlendirmek ve yeni hedefler belirlemek.
Zengin ülkelerin daha yoksul ülkelere "iklim finansı" vermesini sağlayarak iklim değişikliğine uyumunu geliştirmek ve yenilenebilir enerjiye geçişlerini sağlamak.
Anlaşma her ülkeye karbon salımını azaltmak için hedefler koyma yükümlülüğü getiriyor ve bu hedeflerin beş yılda bir gözden geçirilmesi öngörülüyor. Bu yıl Glasgow'da düzenlenecek COP26, Paris İklim Anlaşması sonrası genel değerlendirmenin yapılacağı ilk zirve olacak.

Karbon salımını azaltmanın önde gelen yolu, kömür ve fosil yakıtlara dayanan enerji üretimini mümkün olduğunca azaltarak, yenilenebilir enerji kaynaklarını finanse etmek, buna uygun iş alanları yaratmak ve enerji geçişini belirlenen tarih aralıklarında tamamlamak.

Paris Anlaşması'nda ayrıca, zengin ülkelerin, iklim değişikliğine uyum sağlayabilmeleri için yoksul ülkelere yardım etmesi öngörülüyor.

İklim müzakerelerinde gelişmiş ve gelişen ülke sınıflandırması, yani BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nde Ek1 ve Ek2 listeleri, ülkelerin finansal yükümlülüklerini belirliyor.

Gelişmiş ülkeler listesinde yer alan Türkiye, bu listede yer almasına itiraz etmişti. Türkiye anlaşma için taahhütlerini gerçekleştirmek için finansal desteğe ihtiyacı olduğunu savunuyor.

1,5 derece hedefi
Anlaşmanın kriterleri ve hedefleri, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) verileriyle belirlendi. Buna göre, küresel sıcaklıklardaki artış 1,5 derecenin ve ardından 2 derecenin üzerine çıktığında, iklim değişikliğinin yıkıcı etkileri çok daha belirgin ve hissedilir hale gelecek.

ABD'nin anlaşmadan çekilmesi ve geri dönüşü
Paris İklim Anlaşması kapsamlı bir uluslararası sözleşme olsa da, dünyadaki diplomatik gelişmelerden derin şekilde etkilendi.

Anlaşmaya ilişkin en büyük tehditlerden biri, eski ABD Başkanı Donald Trump'ın ülkesini anlaşmadan çekmesi oldu.

Trump, Hindistan ve Çin gibi ülkeler fosil yakıtlar kullanırken ABD'nin karbon salımlarını sınırlamasının adil olmayacağını söylemişti. ABD, 4 Kasım 2020'de anlaşmadan resmen çekildi.

Atmosfere en fazla sera gazı salan ülkelerden ABD, anlaşmadan çekilen tek ülke oldu.

Trump sonrasında göreve gelen ABD Başkanı Joe Biden'ın Beyaz Saray'daki ilk icraatlarından biri, Paris İklim Anlaşması'na geri dönme sürecini başlatmaktı.

Biden, seçim kampanyası döneminde iklim değişikliğiyle mücadele ve anlaşmaya dönüşün ana öncelikleri olacağını açıklamıştı.

Etiketler
Yorumlar