Ekim ayında vadeli piyasada gerçekleşen operasyon sonrası göz altına alınan 5 isim için kovuşturmaya yer yoktur denildi

Geçtiğimiz Ekim ayında İstanbul merkezli 4 ilde, borsada işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı yapıldığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada ilk karar çıktı.

Başta TSKB olmak üzere banka hisselerinde ve vadeli piyasada gerçekleşen işlemler sonrası büyük tartışma çıkmıştı. Günlerce tavan olan hisseler bir anda taban taban düşerken çok sayıda aracı korum için batma riski belirmişti. 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından işlemler üzerine gerçekleştirilen operasyonda ilk karır çıktı. 5 isim için borsa işlemlerinde örgütlü ve organize biçimde usulsüzlük yapıldığı ve Sermaye Piyasası Kanunu'na muhalefet edildiği iddia edilmişti. 

Borsa Gündem'in haberine göre Borsa İstanbul’un ilk vadeli piyasa krizine ilişkin yapılan operasyonda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu 2022/173660 numaralı kararda ‘kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına’ karar verildi.

"Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma", "Kurulan Örgüte Üye Olma" ve "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa muhalefet" suçlarından gözaltına alınan ve Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine çıkarılan şüphelilerden Mehmet Akdere, Necip Kaan Karayal, Hakan Gençoğlu, Ahmet Can Teoman ve Barış Aşçıoğlu, sorgularının ardından Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki ‘piyasa dolandırıcılığı’ suçundan tutuklanmıştı. Diğer 3 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Soruşturma evrakında verilen kararda şunlar yer alıyor:

“Her ne kadar şüpheliler Mehmet Akdere, Ahmet Can Teoman, Poyraz Teoman, Barış Aşçıoğlu, Hakan Gençoğlu, Necip Kaan Karayal, Tunç Karayal, Eda Karayal, Berke Arpacı ve Nihal Kılınç hakkında suç tarihinde üzerilerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarını işledikleri iddiasıyla alakalı soruşturma işlemlerine başlanılmış ise de;

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesi kapsamında bir suç örgütünün varlığından bahsedebilmek için en az üç kişinin suç işlemek amacıyla bir araya gelmesi, bu kişiler arasında devamlılık içeren katı veya gevşek hiyerarşik bir ilişki bulunması, araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye muktedir olmaları ve hangi suç veya suçları işlemek amacıyla kurulduğunun tespit edilmesi gerektiği, zira suç örgütü kurmanın bağımsız bir suç kabul edildiği, örgütün amacının belirsiz sayıda suç işleyerek örgüt programını gerçekleştirmek olduğu, bu nedenle suç örgütü kurma ve yönetme ile örgüte üye olma suçları yönünden işlemeyi amaçladıkları suç veya suçların en azından hazırlık hareketi ile ilgili ciddi bulgu ve emare olması gerektiği, örgütlenin bir veya bir kaç amaç suç işlenmesi için kurulması ve suçların işlenmesine dair kanunda gösterilen unsurlar ile ilgili bulgulara ulaşılması gerektiği, bununla birlikte suç işlemek için örgüt kurmak ile iştirak kavramlarının birbirine yakın olduğu, ancak bir kaç noktada farklılık gösterdiği, iştirakte şerikler arasında anlaşmanın net bir şekilde belirlendiği, bir veya birden fazla suç işlemek için anlaşma yapıldığı, işlenecek suçun sayısı, konusu ve mağdurunun belli olduğu, suç işlendiğinde anlaşmanın yerine getirilmiş olduğunun kabul edildiği, suça iştirakte suç işlemek üzere iradelerin bir araya gelmesinin söz konusu olduğu, burada da devamlılığın bulunduğu fakat herhangi bir örgütlenme olmadığı gibi iştiraken suç işledikten sonra yeni bir suç işleme amacının da bulunmadığı, buna karşılık suç işlemek için örgüt kurmada bir veya bir kaç suç işlendikten sonra dahi programlanmış suçları işlemek için örgütsel faaliyetlere devam edildiği, bu bakımdan çok sayıda insanın suç işlemek üzere gelişi güzel bir araya gelmesinin tek başına suç örgütüne vücut vermediği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 03/04/2007 tarih, 2006/10-253 esas ve 2007/80 karar sayılı ilamında örgütün varlığından söz edebilmek için aranması gereken özelliklerin açıkça gösterildiği, bu kararda örgütün varlığı için gerekli şartların somut olayda belirlenememesi karşısında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve kurulan örgüte üye olma suçlarından mahkumiyet kararı verilmesinin mümkün olmadığının vurgulandığı,

Yapılan inceleme neticesinde; Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı’nın yazılı başvurusu, hazırlanan denetleme raporu, inceleme tutanakları, şüphelilerin savunmaları ve diğer yazılı deliller göz önüne alındığında şüphelilerin üzerlerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçları açısından elverişli sayısal çoğunluk, araç ve gerece sahip oldukları değerlendirilmiş ise de; aralarında hiyerarşik bir bağ olduğu ve suç işleme iradelerinin devamlılık arz ettiği hususlarında somut herhangi bir tespitin yapılamadığı, suç oluşturan fiilin şüpheliler tarafından işlendiğinin hiç bir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak biçimde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak şüpheliler lehine değerlendirilmesi gerektiği, kamu davasının açılmasını gerektirecek nitelikte her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği tüm soruşturma evrakı kapsamından anlaşılmakla; Şüpheliler Mehmet Akdere, Ahmet Can Teoman, Poyraz Teoman, Barış Aşçıoğlu, Hakan Gençoğlu, Necip Kaan Karayal, Tunç Karayal, Eda Karayal, Berke Arpacı ve Nihal Kılınç'ın üzerlerine atılı suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suçlarından dolayı delil yetersizliği sebebiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir."

Etiketler
Yorumlar