Bankalar bu kadar kazancı nasıl elde etti?

Banka karlarının nasıl büyüdüğünü kimse tam olarak yorumlayamıyor! Çünkü sanayiciye, konut almak isteyene ve tüketiciye banka kredisi bulmak çok zor.

Banka bilançoları göz kamaştırıyor...

Tarihin en yüksek kar oranına ulaşan bankaların yatırımcıya ve tüketiciye yeteri kadar kredi vermeden bu karları nasıl elde ettikleri tartışılmaya başladı. 

Bankaların hormonlu ve tehlikeli biçimde artan karları daha çok tartışılacak...

Çünkü  Garanti BBVA yüzde 89, Yapı Kredi yüzde 113, QNB Finansbank yüzde 120, Akbank yüzde 128 artırmış durumda. Geçen yıl ilk yarıda 4.1 milyar TL kâr eden Akbank’ın 2022 ilk yarı net kârlılığı yüzde 231 artarak 21.1 milyar TL, Garanti BBVA’nın kârlılığı yüzde 268 artarak 21 milyar TL, Yapı Kredi’nin kârlılığı yüzde 106 artarak 10.5 milyar TL, QNB Finansbank’ın kârlılığı yüzde 412 artarak 7.6 milyar TL oldu... 

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, dün Twitter hesabından yaptığı paylaşımda banka kredilerine ulaşmanın zorlaştığına dikkat çekerek, “Türkiye’nin her il ve ilçesinden bankalara yönelik şikayetler artıyor. Firmaların kredi talepleri karşılanmıyor veya çok yüksek maliyetler çıkarılıyor. Üretim, istihdam, yatırım için bankaları daha duyarlı ve yapıcı olmaya davet ediyorum” serzenişinde bulundu.

‘Sanayide ani duruş yaşanırsa kimse şaşırmasın’

Ticari firmaların temmuz sonu itibarıyla bırakın 1 yıl vadeliyi, 3 ay vadeli spot kredi bulamaz hale geldiği belirtiliyor. Spot kredilerin oranı yüzde 47-55 arasında değişiyor. Günlük faiz işleyen rotatif /BCH dediğimiz kredilerin ortalaması ise yüzde 45’lerde. Özellikle son bir yıldır firmaların kredilerini orta ve uzun vadeye yayamadığı ve kısa vadeli kredilere sıkıştığı belirtiliyor. Bu da dövizdeki artış nedeniyle hammadde ve enerji maliyeti sürekli katlanan sanayicinin yükünü daha da artırıyor.

Ekonomist Erol Taşdelen, sanayiciye, enerji, döviz kurlarından kaynaklı hammadde maliyetlerinden sonra en fazla maliyet yaratan unsurun kredi faizlerinden kaynaklanan finansal maliyetler olmaya başladığını söyledi. Üretici fiyatları endeksinin yüzde 138’e yükselmesinde kredi faiz oranlarındaki artış maliyetinin etkisinin büyük olduğunu vurgulayan Taşdelen, "Diğer taraftan yatırım kredisi bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Leasing firmaları bile dövize yüzde 12-17 gibi ödenemeyecek oranlar verirken, TL kredi faiz oranları yüzde 47’lerden başlıyor. Bu ortamda kimse yatırım yapamayacağı gibi yakında piyasa olumsuz tepkiler vermeye başlar. Sanayide ani duruş (sudden stop) yaşanırsa kimse şaşırmasın” dedi.

‘Halk yoksullaşırken bankalar hormonlu büyüyor’

Erol Taşdelen'in diğer tespitleri şöyle:


“Halk fakirleşirken, firmalar kredilere ulaşmakta zorlanırken, kredili yatırımlar durma noktasına gelirken nasıl oluyor da bankalar kâr patlaması yapıyor? Birisi çıkıp bunu açıklasın. Krizi fırsata çeviren bankaların önemli bir geliri de Hazineden aldıkları yüksek faizli tahviller ve türev ürünlerden gelen kârlar olarak görülüyor.

Kur korumalı mevduat (KKM) ile mevduat faizini en fazla yüzde 17’de bastırırken kamu otoritesi kredi faiz oranlarına böyle bir sınır koymadı. Bu da bankaların işine geldi. 22 Temmuz itibarıyla KKM’ler 1.1 trilyon TL’yi aştı. Toplam vadeli mevduatın 3.5 trilyon TL olduğu ortamda bunun üçte biri KKM’lerde birikti. Bu, bankalar için ciddi avantaj ve düşük maliyetli kaynak demektir. Bankaların kâr patlamasında KKM’lerin payı büyük. Halk yoksullaşırken bankalar hormonlu bir şekilde büyüyor.”(halktv) 


i.