Doların yükselmesi kimin işine yarıyor kimler zarar görüyor?

Doların bilinçli biçimde ABD tarafından yükseltilmesiyle dünya ekonomik dengeleri radikal biçimde değişiyor.

Dünyanın rezerv parası olan doların güçlenmesi dünya genelinde artan enflasyona ek yük bindirdi.

Bu durum özellikle de enerji ve gıda ithalatçısı ülkelerde daha çok hissedildi. Küresel ticarette doların payının yüzde 40 olması genel olarak ithal malların pahalılaşmasına yol açtı. Dolar karşısında para birimi değer kaybeden ülkeler ise normalin aksine küresel durgunluk emareleri sebebiyle ihracatlarını beklenen düzeyde artıramadı.

Tahvil piyasası ve yurtdışı kredilerde doların payının yüksek olması hem şirket hem ülkelere ek yük bindirdi. Sadece ABD'deki tüketiciler ithal malları daha ucuz fiyata alabilmeye başladı ve dolardaki yükselişten şu ana kadar tek fayda sağlayan oldu. Yatırımcı açısından bakıldığında dolar veya dolar bazlı tahvil yatırımı yapmayan herkes kayıplar yaşadı. Altın yüzde 8 değer kaybederken borsalarda yüzde 25'i bulan düşüşler yaşandı.

Kripto para piyasasından ise 1.1 trilyon dolar silindi

ÖDEMELERDEKİ PAYI TİCARETTEKİ PAYININ 4 KATI
Doların bu derece önemli bir rezerv parası olması küresel ticarette de ödemelerde tercih edilmesine yol açıyor. Şirketler ellerinde dolar olursa dünyanın her yerinde iş yapma ve ödeme imkanına sahip oluyor. Avrupa Merkez Bankası'nın yayımladığı verilere göre ABD'nin küresel ticaretteki payı yüzde 10 iken, ödemelerin yüzde 40'ı dolarla yapılıyor.

Bu oran ülkeden ülkeye değişiyor. Örneğin Türkiye'de TÜİK'in yayımladığı son verilere göre Türkiye'nin ithalatı 2022'nin ilk 8 ayında 239 milyar 43 milyon dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Bu ithalatın 170 milyar 773 milyon dolarlık kısmı ABD Doları ile yapıldı. Yani dolarla ödemelerin Türkiye'nin ithalatındaki payı yüzde 71.4 oldu.

Benzer şekilde Türkiye 2022'nin ilk 8 ayında 165 milyar 608 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken ödemelerin 81 milyar 841 milyon doları ABD doları ile gerçekleştirildi. Avrupa Birliği ülkeleri blok olarak Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olsa da ihracatta Euro ile ödemeler 74 milyar 322 milyon dolarla ikinci sırada yer aldı.

Bunun nedeni yukarıda da belirtildiği gibi ABD Dolarının rezerv para olma özelliği. Türk şirketleri ABD dışındaki pek çok ülke ile değişimi kolay ve geçerliliği olduğu için dolarla ticaret yapıyor.

ARTAN FİYATLARA EK YÜK BİNDİRİYOR
Örneğin Brent petrolün varil fiyatı halihazırda 2022 genelinde son düşüşe rağmen 74 dolardan 88 dolara çıkmış durumda. TL olarak varil fiyatı sene başında 986 liraya denk geliyordu. Eğer petrol fiyatları yerinde saymış olsaydı bile dolar/TL 13.32'den 18.54'e çıktığı için Türkiye petrol ithalatı için varil başına 1.371 lira ödeyecekti. Petrol fiyatları da yükseldiği için şu anda varil başına 1.631 dolar ödeniyor. Dolayısıyla enerji ithalatçısı Türkiye'de enerji fiyatları doların güçlenmesinin önemli katkısıyla enflasyonu yukarı çeken etkenlerin başında geliyor.

Benzer bir hesap gıda fiyatları için de yapılabilir. Gıda ve enerji fiyatlarındaki artışlar pek çok kalemde artışı tetiklediği için ülkeler enflasyon sarmalına girmişken doların güçlenmesi ekonomik olarak dünyaya ek bir yük bindiriyor.

BORCUN YARISI DOLARLA
Güçlenen dolar enflasyon yanında pek çok ülkenin borç yükünü de artırıyor. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre uluslararası tahvil piyasasının büyüklüğü 2021 sonu itibarıyla 27.6 trilyon dolara ulaştı. Söz konusu borç senetlerinin yaklaşık yarısı ABD Doları cinsi tahvillerden oluştu.

Türkiye'de Merkez Bankası verilerine göre temmuz sonu itibarıyla kısa vadeli borç stoku 134.6 milyar dolar oldu. Kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 46.5’i ABD doları, yüzde 25.5’i Euro, yüzde 8.8’i TL ve yüzde 19.2’si ise diğer döviz cinslerinden oluştu. Türkiye'nin borç kompozisyonu Brezilya, Meksika, Hindistan gibi diğer gelişmekte olan ülkelerle önemli benzerlikler gösteriyor.

YURTDIŞINDAN KREDİLER PAHALILAŞTI
BIS tarafından yayımlanan araştırma raporlarına göre dünya genelinde yurtdışından temin edilen kredilerde dolar cinsi kredilerin payı yüzde 50'nin üzerinde bulunuyor. Özel sektörde bu kredilerin önemli bir kısmı finansal kuruluşlar ve dış ticarette faaliyet gösteren firmalar tarafından kullanılıyor. Dolayısıyla güçlenen dolar kuru hem şirketler hem de bankalar üzerine ek yük bindiriyor.

Doların bilinçli artışıyla ayrıca kripto para piyasaları ve altın piyasaları da büyük yara alıyor. (HABERTURK)